Dikkat Dağınıklığı

Dikkat Dağınıklığı

04 Ekim 2018 Perşembe 14:47

Dikkat dağınıklığının ortaya çıktığı aşamalar ve durumlar çeşitli olabilir. Hatta bu dikkat dağınıklığı ciddi boyutlardaysa kesinlikle bir uzmana danışmanızı öneririm. Ciddi boyuttan kastım 10dk bile yerinde durup, sabit bir konu üzerinde çalışamamak; belli bir şeyle ilgilenirken bir anda kendini bambaşka bir şeyle ilgilenir bulmak ve bunun sürekli olması... Bu tarz durumlardan kaçınmak içinse bu yazı iyi gelecektir.

1) Soruları çok hızlı okumak: Gerek zaman kaygısı, gerekse de "zaten bunu biliyorum, basit bunlar" düşüncesi soruları hızlı okuyup hızlı çözmeye çalışmanıza, bu esnada da hata yapmanıza sebep olabilir. Soruları okumak vakit kaybı değildir, orada bir anlaşalım. Evet sınavda zaman limiti var, ama o zaman diliminde çözdüğünüz soru sayısı değil, DOĞRU çözdüğünüz soru sayısı önemli. Ayrıca soruyu çözerken, en azından ilk başlarda sorunun çözüm adımlarını tek tek yazmanız doğru sonuca gitmenizi kolaylaştırır. Kaleminizi kullanmaktan da çekinmeyin. Bilincimiz bilinçaltımızdan 6 saniye kadar geriden gelir. Bazen siz soruları hızlı hızlı geçtiğinizi zannederken kafanız hala 2 önceki yapamadığınız soruyu düşündüğünden o sırada yaptığınız soruya bakarsınız ama göremezsiniz. Bunun olduğunu hissettiğinizde kafanızı kağıttan kaldırın, sağa sola ileriye bakın, gözünüzü kapatıp derin bir nefes alın ve devam edin. 
Bazense sınav esnasında ya da soru çözerken sürekli aynı şeyi yapıyor olmaktan dolayı beynimiz otomatiğe bağlar. Aynı yöntemler hem beyni dinlendirmek, hem de sonraki sorulara daha iyi konsantre olmak için kullanılabilir.
 
2) Kafanın içindeki olumsuz ses: "Ya yapamazsam, off kesin olmayacak! Çözemiyoruuaamm!" Kafanızdaki olumsuz ses soru çözmenizi engellediği gibi onu susturmaya çalıştıkça da paniğinizin arttığını fark edebilirsiniz. Bu ses ister sınavda ister çalışırken isterseniz de durup dururken gelsin. Onu bastırmayın, dinleyin ne diyor. Sonra da ona şunu sorun "Ne istiyorsun? Ne olsaydı böyle demezdin? Ne yapmam gerek?" Ve bekleyin. Kafanızdaki sesin cevabını bekleyin. O cevap gelecektir. "Keşke şu an şurada olsaydım" diyorsa kapatın gözünüzü kendinizi olmak istediğiniz yerde hayal edin. "Şunu yapsan olurdu" diyorsa onu yapın. "Canım şu an bunu yapmak istiyor" diyorsa o istediği şeyi yaptığınızı düşünün. Bu yolla daha iyi hissettiğinizi fark edeceksiniz. Çalışmanıza ya da sınavınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
 
3) Yanlışları doğru değerlendirmek: En çok ne tür sorularda hata yapıyorsun? Ve o sorularda nereye kadar doğru nereden sonra yanlış düşünüyorsun? "Değildir."leri mi kaçırıyorsun? Artı olan yere eksi mi yazıyorsun? Sayıları mı yanlış okuyorsun? Ne yapıyorsun da o sorunun yanıtı yanlış çıkıyor? İşte bu soruları analiz etmektir. Aslında şu an girdiğiniz denemelere girme amacınız da, soru çözmenizin amacı da bunları görüp düzeltmenizdir ki sınavda aynı yanlışları yapmayın. Nerede yanlış yaptığınızı fark etmek, o tarz sorularda ekstra dikkatli davranmanızı sağlar. Tersinden düşünürsek de: Sürekli aynı yanlışı yapmamak için o tür sorularda neyi yanlış yaptığınızı bilmeniz gerekir. Bu detaylı analizi yapın ve hatta bunu gözünüzün sık gördüğü bir yere yazın. Kendinizi uyarın.
 
4) Sıkılmak: Bir yerde 2-3 saat gibi uzun bir süre boyunca oturup aynı şeyi yapmak, bunu yaparken de sürekli odaklı olmak kolay değil. Hatta kiminiz için diğerlerinden daha zor. Bu sizin temsil sisteminizle yani dünyayı algıladığınız ve en sık kullandığınız duyularınızla alakalı. Görsel temsili yüksek biri 40-45dk boyunca odakta kalabilirken, işitsel temsili yüksek kişiler 30-35, kinetik temsili yüksekler ise ancak 20-25dk dayanabiliyorlar. Bu bir bozukluk değil, bu bir yapı meselesi. 

 

Sınavda kendinizi sıkılmamaya alıştırmanız gerekiyor. Bunun için belirli egzersizler var. Bunlardan başlıcası okul/kurstaki deneme sınavları. Aynı şekilde evde yaptığınız denemeleri de gerçek sınavla aynı süreyi tutarak yapabilirsiniz. Patlasanız daa çatlasanız da o sandalyeden kalkmamayı kendinize öğretebilirsiniz.
 
En en önemlisi ise: Kendinizle konuşun. Konu mu çalışacaksınız? "Şimdi oturacağım ve şu kadar dakika boyunca şu konuyu çalışacağım." deyin. Soru mu çözeceksiniz? "Şimdi oturacağım ve 50 tane matematik sorusu çözeceğim, bitince kalkacağım" deyin. Denemeden evvel ise "Şimdi oturacağım ve 40 Türkçe, 40 Matematik, 40 Fen ve 40 Sosyal sorusu çözeceğim, 160 dakikaya bitecek." deyin. Bunu sesli söyleyin. Şöyle düşünün: Bankaya ya da doktora gittiniz. Bekliyorsunuz... Ne kadar süreceğini bilmeden beklemek mi daha kolaydır yoksa randevu saatinizi bilip beklemek mi? Bekleyişin, aktivitenin ne zaman biteceğini kendinize sesli olarak hatırlattığınızda süreç daha rahat geçecektir. Kendinizle konuşmaktan çekinmeyin. Deli demezler. Derlerse de desinler... Başarınızdan önemli değil.
 
5) Dış koşullara karşı aşırı hassasiyet: Sayfa çevirme sesi, kalemin yazma sesi, hocanın sınıfta yürümesi, gelen garip koku... Bazımız bu tarz şeylerden çok rahatsız olabilir ve dikkati dağılabilir. Buna da alışmanız gerekiyor. Düşün ki Tıp hedefliyorsun. Cerrah olacaksın. Hemşire arkadaş tepsiyi bırakırken ses çıktı diye dikkatin dağılıp da yatan adamın olmadık bir damarını kesmen doğal karşılanabilir mi? Ya da rapor hazırlarken iş arkadaşın topukluyla yanından geçti diye şirketi zarara uğratacak bir hata yaparsan bunun özrü var mı?
Aşırı hassasiyetleri törpülemek gerekir. Seni rahatsız eden, dikkatini dağıtan her neyse onun üzerine gitmen gerekir. Ses rahatsız mı ediyor? Git bir AVM'nin yemek alanında test çözmeye başla. Bu aynı zamanda inanılmaz bir beyin egzersizi olacaktır. Evet, zorlanacaksın ve ama sınav günü o düşen kalemi duymayacaksın. :)
 
6) Sevgili, Aile, Arkadaş ve Hayat sorunlarını düşünmek: Belki de ders çalışmaya ya da sınavda soru çözmeye engel en büyük sebeplerden biri. "Düşünmeden edemiyorum." Hayır, düşünmeden de edebilirsin ama sınava odaklanmaktansa bu sorunları düşünmek daha kolay. O zaman şunu düşün: Sınav ya da ders esnasında bunları düşünmenin soruna ya da sınava faydası nedir? Yok değil mi? Sonraya da bırakılabilir. 
Burada ekstrem durumlardan bahsetmiyorum. Sevgilinden ayrılmışsındır, annenle baban dün boşanmaya karar vermiştir, bir yakının vefat etmiştir... Bu hayat. Sınav soruları aynı olsa da herkesin sınavı farklıdır dememizin yegane sebebi bu hayatta ne olacağının belli olmayışı. Senin sınavın da buysa, buna göre kendini ayarlamak zorundasın. Çok ağır durumlar olduğunda ders çalış diyemem, çalışsan da kafan almaz zaten. Kendini iyi hissedene kadar bekleyebilir, duruma alıştıktan sonra devam edebilirsin. Unutma, yas kafada 3 gün sürer. Sonrası uzatmalardır. Sonrası, diğer insanların seni zorla soktuğudur. Kendine 3 gün ver. Ve unutma, senin hayatın devam ediyor. Sen durdukça hayatın durmuyor. Önceliklerini belirle ve işe koyul. 
Günlük gelip geçer konular içinse... 
a) Seviyorsan git konuş bence. Sevmiyorsan, sinir oluyorsan da git konuş bence. İçinde kalmasın.
b) Konuşamıyorsan yaz! Yaz içini boşalt. İlla okutmana da gerek yok. Yaz, senden bir çıksın olay.
c) Dediğim gibi, şu an bunları düşünmenin faydasını düşün. Faydası yoksa düşünmeyi işinden sonrasına ertele, faydası varsa çözümü üret harekete geç, çöz ve sonra dersinin başına otur.  "Hayatım iğrenç''. Eee? Sen hayatının iğrenç olduğunu kendine tekrarladıkça hayatın düzeliyor mu? En başta bir şey demiştim... Kendine sor: "Ne olsaydı iğrenç olmazdı?" 
- Param olsaydı.
- Param olması için ne gerekiyor?
- Sevdiğim iyi bir işim.
- Sevdiğim iyi bir iş olması için ne gerekiyor?
- İyi bir okulda okumam.
- İyi bir okulda okumam için ne gerekiyor?
- Sınavda başarılı olmam.
- Sınavda başarılı olmam için ne gerekiyor?
- Dersime çalışmam.
 
Yapılabilir bir eylem çıktı karşımıza. Hadi o zaman yapalım. Bu konuşmanın sonrasında "Peki ama ya ders çalıştığım halde başaramazsam?" derse de şunu söyle:
Bunu bilemeyiz. Ama çalışmazsan başaramayacağın kesin. Çalışırsan en azından başarma şansın da olur. Hem peki ya başarırsan, o zaman neler olur? Hiç düşündün mü?
 
Kaynak:edafosakademik